Yüksek Performansın Anahtarı

Yüksek Performansın Anahtarı

Ofis Ortamında Performans, Çalışanların Burnuna Hitap Etmekten mi Geçiyor?

Daha yüksek üretkenlik ve sürdürülebilir başarı elde etmek, çalışanlara yalnızca daha fazla ücret ödemek ya da iş unvanlarına “müdür” ifadesini eklemekle sağlanmaz. Ne yazık ki bu yaklaşım, kurumsal anlayışta sıkça yapılan hatalardan biridir.

Belki de başarının sırrı, çalışanların ve müşterilerin burnunda saklıdır. Perakendeciler, kokuların tüketici davranışı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun zamandır farkındadırlar. Örneğin süpermarketler, taze ekmek kokusuyla müşterilerin iştahını harekete geçirir; turizm acenteleri ise Hindistan cevizi notalarıyla tatil duygusunu güçlendirerek daha fazla tatil paketi satışına ulaşır.

Artık ofis dünyası da çalışanların ruh halini iyileştirmek ve hata oranlarını azaltmak amacıyla kendine özgü bir “kurumsal aroma” arayışında. Yakın zamanda bir finansal hizmetler şirketinde yapılan araştırma, ortamın tarçın kokusuyla desteklendiğinde çalışanların %40 daha az hata yaptığını ortaya koydu. Başka bir şirket ise yoğun ve stresli bir çağrı merkezinde lavanta kullanarak çalışanları sakinleştirdi ve bu uygulamanın doğrudan verimliliğe katkı sağladığını gözlemledi.

Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde görev yapan mikrobiyolog Valerie Edwards Jones, kokunun iş performansı üzerindeki etkisini “son derece heyecan verici” olarak tanımlıyor. Beş yıl süren ortak araştırmaların ardından, aromanın insan duygu durumunu değiştirme gücünün tartışmasız olduğunu belirtiyor. “Bilim dünyasında hâlâ şüpheyle yaklaşanlar var,” diyor ve ekliyor: “Ancak koku duyusunun insan üzerinde derin bir etkiye sahip olduğunu gösteren güçlü bilimsel kanıtlar mevcut.” Ayrıca doğal yağ özlerinin ofis ortamındaki bakteri oranını azaltma ve personelin hastalık seviyelerini düşürme potansiyeli üzerinde de çalışmalar yürütüldüğünü ifade ediyor.

İmza kokular hâlihazırda HSBC, Texaco ve Honda UK gibi markalar tarafından kullanılmakta. Honda UK’in bir dönem sigara kokusunu bastırmak için kiraz özü kullandığı biliniyor. Bahar çayırı ya da eritilmiş çikolata gibi 40’tan fazla doğal, yağ bazlı koku, markaların “imza kokusu” olarak tercih ediliyor.

Japon şirketleri ise sabah saatlerinde çalışanları canlandırmak için narenciye notalarını; günün ilerleyen saatlerinde konsantrasyonu artırmak amacıyla çiçeksi aromaları; öğleden sonra yorgunluğu azaltmak için ise sedir veya selvi gibi odunsu kokuları kullanıyor.

Bir başka şirket, satış ofisinde dikkati artırmak amacıyla turunç kokusu kullanmaya karar verdiğinde başlangıçta tereddüt yaşadı. Genel Müdür Yardımcısı Daniel Graham, “Bu uygulamanın büyük bir fark yaratacağını düşünmüyorduk. Küçük bir aroma kutusuyla ve havalandırma deliğine benzeyen basit bir difüzörle başladık; çünkü çalışanların bu fikre nasıl yaklaşacağını bilmiyorduk,” diyor. Ancak kısa sürede ortam kokulandırmasının özellikle çalışan memnuniyeti üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu gözlemlediklerini ekliyor.

Profesyonel ortam kokulandırmasının şirket üzerindeki etkisi oldukça dikkat çekici olmuş. Graham, “Aroma sistemlerini ofise entegre ettiğimizden bu yana ciromuz %10 arttı, devamsızlık azaldı ve satış performansımız yükseldi,” diyor. “Elbette birkaç olumsuz geri bildirim aldık; ancak kullanılan kokular doğal ve yumuşak olduğunda, insanlar ruh halleri üzerindeki olumlu etkileri memnuniyetle karşılıyor.”

Eğer yöneticiler çalışanlarını motive etmek ve performansı artırmak istiyorsa, ofis ortamında aromatik uygulamaları değerlendirmek güçlü bir seçenek olabilir.

Görüldüğü üzere, günümüzde pek çok marka kokunun ve doğru ortam kokulandırma çözümlerinin önemini kavramış durumda. Üstelik bu trend giderek büyüyor.

Kaynak: Virginia Matthews / The Guardian Gazetesi